Ekip Alımı🎉 Ekibimize Katıl!
Çevirmen ve editör arıyoruz. Novelci ekibinin bir parçası olmak ister misin?Başvur →

Bölüm 78

Tuzağın Mimarisi

Beş gün sonra.

Sarayın en güvenli, en sessiz odalarından birindeydi bu toplantı. Kapının önünde Elara'nın bıraktığı gölge kalkanı, dışarıdan hem ses hem de enerji geçirgenliğini sıfıra indiriyordu. İçeride yalnızca dört kişi vardı: Kaelen, Vexia, Lyra, Elara.

Lirael yoktu.

Bu, İç Saray'ın Lirael olmadan ilk kez toplandığı andı.

Kaelen, masanın başında ayaktaydı. Vexia'nın çözdüğü sinyaller, Elara'nın takip kayıtları ve Lyra'nın Kara Demir Ağacı'nın frekans haritasından hazırladığı teknik şema -- hepsi masanın üzerinde sıralanıydı.

"İki gün sonra," dedi Kaelen, sesi düz ve ölçülüydü. "Lirael, kuzey mahzeninin dokuzuncu panelini açacak ve Kan Kapısı'nı aktive edecek. İçeriden Moirai'nin kan taşıyıcısı olan o, dışarıdan ise büyük ihtimalle Aethos olacak. Onun gelişini engellemek yerine, kapının bağlandığı koordinatı değiştireceğiz."

Lyra söze girdi. "Koordinatı nereye bağlayacağız?"

"Bu, şu an için en kritik karar," dedi Kaelen. Elara'ya baktı. "Aethos'un kapıdan geçtiği anda onu doğrudan yok edemeyiz; onun içindeki güç, sıradan bir imha prosedürüne izin vermez. Ama doğru koordinata yönlendirilirse, kendi boyutsal geçişinin içinde bir süre hapsolabilir. Bu süre bize gerekli eylemi yapmak için zaman verir."

Vexia parmağını kaldırdı. "Boyutsal geçiş sırasında Aethos'u bir geçiş boşluğunda tutmak mümkün. Ama bu boşluğun sınırlarını belirleyecek bir çerçeve lazım. O çerçeve Kara Demir Ağacı'nın anti-frekans maddesiyle inşa edilebilir. Lyra, ağacın özünden ne kadar var?"

"Son iki günde ektiklerimizden yirmi altı litre yoğun özüt," dedi Lyra. "Geçiş noktasının çevresine eşit dağıtırsam, yaklaşık altmış metrelik bir alan için yeterli."

"Mahzenin kuzey bölümü tam o boyutta," dedi Elara, gözleri kısık. "Dokuzuncu panel, köşe duvarında. Lyra'nın çerçevesi tüm köşeyi kapsarsa--"

"Aethos içeri girdiği an bu çerçeveyle karşılaşır," tamamladı Vexia. "Kara Demir Ağacı'nın anti-frekansı, onun Aetherium kökenli enerji yapısını geçici olarak boğar. Sıradan birine dakikalar sürer bu etki. Aethos için ne kadar sürer bilinmez. Ama birkaç saniye bile olsa--"

"Yeterli," dedi Kaelen.

Sessizlik.

Elara, masanın üzerindeki şemaya baktı. "Peki Lirael?"

Herkes Kaelen'e döndü.

Kaelen, uzun bir süre cevap vermedi. Gözleri şema üzerindeydi. Ama aslında şemayı görmüyordu.

"Lirael, bu gecede tam olarak ne yapacak?" diye sordu, herkese değil kendine sorar gibi.

"Kapıyı açacak," dedi Elara.

"Kapıyı açacak," diye tekrarladı Kaelen. "Aethos'un geleceğini bilecek. Ve büyük ihtimalle geldikten sonra ona sarayı içeriden anlatacak. Giriş noktaları, savunma açıkları, benim konum." Durdu. "Lirael, o gece mahzende Aethos'u karşılayacak. Bu, onun planının üçüncü aşamasıdır. Kanalı kurdu, geçişi hazırladı ve şimdi de rehberlik edecek."

Lyra, ağır bir şekilde yutkundu. "Kaelen..."

"Lirael, o gece mahzende olacak," dedi Kaelen, sesi değişmeden. "Ve ben de orada olacağım."

Oda sessizleşti.

Elara, en az şaşıran kişi olarak konuştu: "Bu, planın ortaya çıkacağı anlamına geliyor."

"Evet."

"Lirael, maskesini düşürmek zorunda kalacak."

"Evet."

"Ve Aethos da orada olacak -- ya da olmaya çalışacak."

"Evet."

Vexia, ellerini birbirine kenetledi. "Kaelen, bu son derece riskli. Aethos'u çerçeveyle durdurmayı başarsak bile, Lirael'i de aynı anda kontrol altına almamız gerekiyor. İkisi aynı mekanda, aynı anda--"

"Biliyorum," dedi Kaelen. "Bu yüzden tuzağı onların beklediği biçimde kurmayacağız."

Konsolun üzerindeki şemada parmaklarını gezdirdi. Mahzenin planı açıktı. Dokuzuncu panel. Köşe. Koridor.

"Lirael, kapıyı açtığında ben henüz içeride olmayacağım. Kapı açılıp Aethos içeri girmeye çalıştığında, Lyra'nın çerçevesi onu karşılayacak. Bu, Lirael için de bir şok olacak; planladığı şey olmayacak. Ve tam bu şokun ilk saniyesinde, ben içeri gireceğim."

Elara, başını yavaşça eğdi. Taktik açıdan kusursuzdu. Hem Lirael hem de Aethos, beklemedikleri bir anda dengesizleşeceklerdi.

"Ama Aethos güçlü," dedi Vexia. "Çerçeve onu birkaç saniye tutar demiştik. Bu saniyeler içinde Kaelen ne yapacak?"

Kaelen, şemadan gözlerini kaldırdı.

"Bunu ben bileceğim."

Kimse sormadı. Bu cevap, Kaelen'den başka türlü çıkamazdı.

✦ ✦ ✦

Gümüş Pus Adası.

Aethos, tapınağın dış duvarlarından birine elini koymuştu. Taş, dokunuşuyla önce kızarmış, ardından yumuşamış, sonra akmaya başlamıştı. Aethos elini çekti. Akışkan haldeki taş, yavaşça soğudu ve katılaştı. Ama artık eski biçimiyle değil; sanki bir varlığın eliyle bastırılıp bırakılmış gibi, bozulmuş bir şekilde.

"İki gün," dedi Aethos, sesi o çifte, fırtına ve fısıltı karışımı tınıyla. "İki gün sonra Lirael kapıyı açacak."

Morgana, on adım geride duruyordu. Artık Aethos'a öncekinden daha mesafeliydi; rün kalkanlarını her zamankinden bir kat daha kalın tutuyordu.

"Evet," dedi Morgana.

"Ben hazırım." Bu, bir bilgi değildi. Bir uyarıydı.

Morgana bunu hissetti. "Sabırlı--"

"Bana sabırlı ol deme." Aethos döndü. Gözlerindeki o dipsiz güneş fırtınası, bu karanlık gecede dışarıdan bakılan bir yıldızın parlaklığıyla yanıyordu. "Ben içimde ne taşıdığımı biliyorum, Yüce Ana. Aetherium'daki tüm kristal zihinler sustuktan beri, zihnimde sadece tek bir ses var. Kaelen'in sesini duyuyorum. Doğrudan değil. Ama onun yarattığı o sistemin, o nizamın titreşimini. Her şeyin yerli yerinde olduğu, her şeyin hesaplandığı o soğuk düzenin sesini. Ve bu ses, bende bir şeyi yakıyor."

Morgana, cevap vermedi.

"Ben onun nizamını kırmak için doğdum," dedi Aethos. "Ama o nizam bende bir öfke yaratıyor ve ben öfkemi kontrol etmekte giderek zorlanıyorum. Eğer kapıdan geçtiğimde Kaelen'i hemen karşımda görürsem, bekleyemem."

"Planı bozamazsın," dedi Morgana, sesi sertleşti. "Lirael'in hazırladığı açıkları kullanmadan ilerlersen, Kaelen'in ordusu ve sistemi seni--"

"Ordusu beni tutamaz." Aethos'un sesi sakin ama dipsizdi. "Sen bunu biliyorsun."

Morgana, elindeki asayı sıkıştırdı.

Biliyordu. Aethos'un içindeki güç, artık Morgana'nın planladığı ölçeği aşmıştı. O bir silah olarak tasarlanmıştı ama silahlar büyüdükçe tetikçinin elinden kayar. Aethos'u hedeflerine doğru tutmak için, ona bir şey vermek gerekirdi.

"İki gün," dedi Morgana. "Sadece iki gün. Lirael kapıyı açtığında, sarayın içi sana açık olacak. Kaelen'in sisteminin en savunmasız olduğu o gece, tam o anda karşına çıkacaksın. Bunu geçemem dedikten sonra, hiçbir sabır sana daha büyük bir zafer vermez."

Aethos, uzun süre Morgana'ya baktı.

Sonra döndü.

"İki gün," dedi.

Arkasında bıraktığı yerde, taş zemin hâlâ hafifçe parlıyordu.

✦ ✦ ✦

İki gün öncesinin gecesinde, Kaelen, çalışma odasında tek başına oturuyordu.

Masasının üzerinde o günkü raporlar, yarın için planlananlar ve ertesi günün için --mevsimlerin birleşim gecesi için-- hiçbir şey yoktu. O gece için Kaelen, hiçbir şeyi kağıda dökmemişti. Planın tamamı zihninin içindeydi.

Hegemonya Arayüzü sessizdi.

Kaelen, parmak ucunu masanın yüzeyinde gezdirdi. Lirael'i düşündü.

Onunla ilk kez ne zaman tanışmıştı? Başkent'in yeniden yapılanmasının ortasında, küçük bir idari toplantıda. Onu fark eden, onu danışman olarak öneren, onun zekasını imparatorluğun hizmetine koşan kendisiydi. Lirael'in her cevabı, her çözümü, her raporunun ardında Kaelen'in kendi düşünce yapısının bir yansımasını görmüştü. Bu yüzden güvenmişti.

Düşmanı, ona kendi aynasını göndermişti.

Bu, Kaelen'in bugüne kadar karşılaştığı en ince, en sofistike saldırıydı. Bir kılıç değil, bir aynaydı bu. Kendine baktığında kendi güvendiği bir şeyi gördüğün için, tehlikeyi göremiyordun.

Kaelen, bu noktada kalmadı. Analiz tamamlanmıştı. Şimdi yalnızca iki gece vardı.

Masanın köşesindeki küçük kristal fanus içinde, Lyra'nın Aetherium'dan getirdiği o küçük yeşil filiz hâlâ yaşıyordu. İnce ve kırılgan. Ama inatçı.

Kaelen, ona baktı.

Sonra ayağa kalktı ve yattı.

Mevsimlerin birleşim gecesi, iki gün sonraydı.

[Düşman takvimi: 2 gün. Tuzak hazırlığı: devam ediyor. Sistemin durumu: STABIL.]

Arayüz kapandı.

Romana Dön

Bunları da Beğenebilirsin

Bu bölüme tepkin neydi?

Yorumlar

Tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap