Ekip Alımı🎉 Ekibimize Katıl!
Çevirmen ve editör arıyoruz. Novelci ekibinin bir parçası olmak ister misin?Başvur →

Bölüm 35

Çelik İttifak

Parçalanmış Boğazlar'ın kurşuni ve öfkeli suları, gökyüzüne doğru şaha kalktığında, okyanusun bizzat kendisi canlanmış gibiydi. Devasa Abisal Yırtıcı, yüzeye fırladığı o ilk saniyede etrafa binlerce tonluk tuzlu su ve köpük saçtı. Yaratığın gövdesi, yüzyıllarca denizin dibindeki volkanik çatlaklarda sertleşmiş, simsiyah kemik plakalarla kaplıydı. Plakaların arasından, denizaltı magmasını andıran fosforlu mavi damarlar parlıyordu. Yaratık kükrediğinde, rüzgar filosu ve gölge çeliği gemilerinin güvertelerindeki askerlerin kulakları sağır edici bir basınçla çınladı.

Yaratığın devasa, vantuzlu ve kemik dikenlerle dolu dokunaçlarından biri, bir kırbaç gibi havayı yararak doğrudan Zefir Başkomutanı Thalor'un komuta ettiği yarı saydam rüzgar gemisine doğru savruldu.

Zefir gemileri hızlıydı, evet. Ancak bu yaratık, okyanusun kendi içgüdülerini taşıyordu. Thalor, gemisinin dümenini var gücüyle kırarak, "Rüzgar rünlerini tersine çevirin! Sancağa yatın!" diye bağırdı. Gemi, suyun üzerinde imkansız bir açıyla kayarak dokunacın ölümcül darbesinden ucu ucuna kurtuldu. Ancak yaratık tek bir dokunaçtan ibaret değildi. Suyun altından fırlayan ikinci bir dokunaç, Thalor'un gemisinin omurgasını alttan yakaladı ve o narin, beyaz mercan ağacından yapılma gövdeyi bir dal parçası gibi sıkmaya başladı. Geminin tahtaları acı bir çatırtıyla inledi.

Amiral gemisi Siyah Taht'ın güvertesinde Kaelen, bu manzarayı o dondurucu ve hesaplayıcı gözleriyle izliyordu. Sıradan bir fatih veya kibirli bir güç delisi olsa, o an havaya sıçrar, sisteminden on binlerce puan harcar ve yaratığı tek bir kozmik darbeyle yok ederek Zefir filosuna "tanrısal" gücünü kanıtlamaya çalışırdı. Ancak Kaelen'in vizyonu çok daha derin, çok daha kalıcıydı. O, önceki hayatından getirdiği o engin bilgi birikimini ve komuta tecrübesini kullanarak sadece gücüyle değil, zekasıyla da rütbeleri ve kalpleri fethediyordu. Tek bir adamın şovu, gerçek bir müttefiklik yaratmazdı; gerçek yoldaşlık, omuz omuza savaşıldığında doğardı.

"Rotayı iskeleye kırın," dedi Kaelen, geminin dümencisine. Sesi, etraftaki kaosa ve çığlıklara rağmen gemideki herkesin zihninde net bir şekilde yankılandı. "Tam yol ileri. Çarpışmaya hazırlanın."

Siyah Taht'ın devasa simya reaktörleri kükredi. Simsiyah, ağır metal gövde denizi bir jilet gibi yararak yaratığın tam merkezine doğru ilerlemeye başladı.

"Vexia," diye seslendi Kaelen. "Topların namlularını yaratığın gövdesine değil, Thalor'un gemisini tutan dokunacın eklem yerlerine odakla. Lyra, denizi sakinleştir. Gemimizin dalgalardan sarsılmasını istemiyorum, atışlar kusursuz olmalı."

Lyra, gümüş asasını geminin güvertesine vurduğunda, Siyah Taht'ın etrafındaki okyanus bir anda bir göl kadar pürüzsüz ve sakin bir hale geldi. Vexia ise topçu birliğine işaret verdi. Devasa Gölge Alevi Topları, o tiz ve yırtıcı tıslamalarıyla ateşlendi. Mor ve siyah renkli şarapnelli enerji küreleri, havayı yararak doğrudan Thalor'un gemisini boğan devasa dokunacın zayıf, fosforlu eklem yerine çarptı.

Korkunç patlama, dokunacın kemik plakalarını parçalayarak etrafa mavi bir kan sağanağı başlattı. Yaratık acıyla kükreyerek dokunacını geri çekti. Thalor'un gemisi, hasar almış olsa da özgür kalarak rüzgarın yardımıyla hızla geriye doğru süzüldü.

Thalor, güvertesinden Kaelen'in devasa çelik gemisine doğru baktı. Kaelen, onun gemisini kurtarmakla kalmamış, atışları öylesine kusursuz bir taktikle yaptırmıştı ki Zefir gemisine tek bir çizik bile gelmemişti. Thalor'un gözlerindeki o kibirli şüphe, yerini yavaş yavaş takdire bırakıyordu.

Ancak savaş bitmemişti. Öfkelenen Abisal Yırtıcı, tüm dikkatini kendisine hasar veren o devasa, simsiyah gemiye, Siyah Taht'a çevirdi. Deniz yarıldı ve yaratığın yüzlerce metre genişliğindeki, içi jilet gibi keskin dişlerle dolu devasa ağzı, Siyah Taht'ı tek lokmada yutmak için suyun altından yukarı doğru şaha kalktı.

"Kalkanlar!" diye bağırdı mürettebat.

Kaelen kılıcını çekti. "Kalkanları indirin," diye emretti mutlak bir soğukkanlılıkla. "Ona gölge çeliğinin tadını vereceğiz."

Yaratığın devasa ağzı geminin pruvasına çarptığı an, kulakları sağır eden bir metal ve kemik çarpışması yankılandı. Ancak Siyah Taht, sıradan bir gemi değildi. Kaelen'in doğrudan Aetherium teknolojilerinden ilham alarak Vexia'ya dövdürdüğü, tonlarca saf gölge çeliğinden oluşan bu gemi, yaratığın dişlerini adeta bir taş öğütücü gibi kırdı. Gemi zerre kadar sarsılmadı, devasa ağırlığıyla yaratığın alt çenesini ezip geçti.

Canavar sersemlemişti. İşte o an, Kaelen harekete geçti.

Pruvanın ucundan, yaratığın açık ve kanayan ağzına doğru devasa bir sıçrayış yaptı. Havadayken zihnindeki Hegemonya Arayüzü'nü sadece ufak, taktiksel bir destek için kullandı. Kılıcının ucuna, uzayı büken küçük bir kozmik kütle yerleştirdi. Yaratığın fosforlu damarlarının birleştiği ana sinir merkezine indiğinde, kılıcını o dondurucu ve kusursuz rasyonellikle doğrudan canavarın beynine sapladı. Kılıçtan yayılan ufak kozmik şok dalgası, canavarın tüm sinir sistemini saniyenin binde biri gibi bir sürede felç etti.

Devasa Abisal Yırtıcı, son bir titremeyle hayatını kaybetti ve okyanusun sularına cansız bir dağ gibi yığıldı.

Savaş bitmişti. Kaelen'in bu kusursuz stratejisi, sadece bireysel bir macerayı değil, aynı zamanda bölge inşasını ve büyük çaplı savaş stratejilerini mükemmel bir uyumla bir araya getiriyordu. Filo, tek bir kayıp bile vermeden okyanusun en büyük terörünü avlamıştı.

Kaelen, kılıcındaki mavi kanı silkeleyerek gemisine geri döndü. Bir süre sonra, Zefir filosu Siyah Taht'ın etrafını sardı. Thalor'un gemisinden uzatılan bir rüzgar köprüsüyle yaşlı komutan ve Baş Elçi Kaelara, Kaelen'in güvertesine geçtiler.

Thalor'un yüzünde artık o alaycı, mesafeli ifade yoktu. Ağır adımlarla Kaelen'in önüne kadar geldi. Elini göğsüne koydu ve Zefir ırkının sadece en saygı duydukları savaşçılara gösterdikleri o nadir, derin reveransı yaptı.

"Okyanusun kurallarını bildiğimi sanırdım, İmparator Vane," dedi Thalor, sesinde sarsılmaz bir onur ve saygıyla. "Siz, gemimin parçalanmasını uzaktan izleyip zayıflığımızı yüzümüze vurabilirdiniz. Bunun yerine filonuzu benim mürettebatım için tehlikeye attınız. Zırhınız sadece gemilerinizde değil, iradenizdeymiş. Zefir donanması, sizinle okyanusu paylaşmaktan onur duyar."

Kaelen, hafifçe başını eğerek bu saygıyı kabul etti. "Müttefikler birbirinin kanını izlemez, Komutan Thalor. Benim imparatorluğumda güven, masa başında imzalanan kağıtlarla değil, savaş meydanında birbirine uzatılan kılıçlarla mühürlenir. Bugün, okyanus bizim ittifakımıza şahitlik etti."

Kaelara'nın gözleri parlıyordu. Yıllardır dış dünyaya kapalı olan halkı için, böylesine adil ve güçlü bir yoldaş bulmak paha biçilemezdi. Bu, aniden verilmiş, basit bir biat kararı değildi; iki büyük kültürün, birbirlerinin gücünü ve onurunu yaşayarak, yavaş yavaş tanıdığı sağlam bir ittifaktı.

Ancak güvertenin diğer ucunda, elinde bir kova suyla kanları temizliyormuş gibi yapan Moirai Gözlemcisi (hizmetçi kız), olan biteni sessizce izliyordu.

Kız, Kaelen'in kılıcını sapladığı o anki vücut dilini, nefes ritmini ve kalp atışını ezberlemişti. Onun savaşırken bile ne kadar analitik olduğunu, duygularına yenik düşüp vahşileşmediğini beynine kazıdı. Moirai Tarikatı'nın yeraltındaki o gümüş Kader Havuzu'na telepatik bir fısıltı daha gönderdi:

"Kaelen Vane, müttefiklerini minnetle değil, onurlu bir borçla kendine bağlıyor. Onu zayıflatacak hiçbir kör noktası yok. Yüce Ana, tarikatımızda onun bu kusursuz askeri dehasıyla aşık atabilecek, onunla omuz omuza durduğunda sırıtmayacak bir kılıç ustası ve stratejist yetiştirmeliyiz. Onu güzellikle değil, kan ve zekayla baştan çıkaracağız."

Kaelen, Thalor'la birlikte okyanus haritalarını incelemek üzere amiral gemisinin kamarasına doğru yürürken, Aethelgard'ın ve evrenin geri kalanının çok daha karmaşık, sabır gerektiren devasa olaylara gebe olduğu artık kesinleşmişti. Hegemonya büyüyordu ve bu büyüme, her geçen gün yeni düşmanları, yeni yoldaşlıkları ve yüzyıllar sürecek sinsi planları beraberinde getiriyordu.

Romana Dön

Bunları da Beğenebilirsin

Bu bölüme tepkin neydi?

Yorumlar

Tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap