Bölüm 1
Hiç bir şeye tamamen daldığınız bir deneyiminiz oldu mu?
Sadece "Bu eğlenceli ya" demekle değil de, çok etkilenip bu şey üstüne fazladan zaman ve para harcamaktan bahsediyorum. Bir yerlerde böyle bir şey olmalı, haksız mıyım?
Eğer bir filmse, yönetmen kurgusunu izlemek. Oyunsa, sanat kitabını almak. Webtoon'sa erken erişim için para ödemek. Şarkıcıysa konserine gitmek, vesaire, vesaire...
Biraz daha ileri gidersek, hayranlık duyduğunuz şeyle ilişkili şeyleri satın almakta bir örnek.
Tahmin ettiğiniz üzere "ürün"lerden bahsediyorum.
Figürler, afişler, rozetler, mini karakter bebekleri...
Bu tür şeylere para harcamadığımı gururla söyleyebilirdim.
Ta ki bugüne dek.
İşte şimdi bir ürün mağazasındayım.
Büyük bir heyecanla beklenen ve açılış saati olan sabah saat 10'da bekleme listesindeki biletleri bile hızlıca tükenen bir geçici mağaza burası.
Ve evet, bende bekleme listesinden bir bilet aldım.
"14.30 seansının vakti geldi!"
"Hele şükür!"
"Hadi bir an önce girelim!"
Yan yana olduğum bu neşeli gençler tüm heyecanlarıyla görevliye doğru koştular.
'14.30... Doğru ya.'
Şapkamı oldukça öne doğru eğdim ve sıraya girdim.
Ama sonra arkamda dönen konuşmayı duydum.
"Ah..."
"Stokçu mu ya?
"Karaborsacı gibi sanki ha?"
"......"
Haksızlığa uğradığımı hissettim ama dürüstçe söylersek haklılık payları vardı.
Burada olan ve ofis çalışanına benzeyen tek yetişkin erkek bendim!
'Off...'
Mağazanın girişine doğru bakarken hafifçe iç geçirdim.
[Karanlığın kaşifleri, hoşgeldiniz.]
'Bu cidden çok saçma.'
İçi içe geçmiş garip canavar karikatürleri, okült şeyler ve çeşitli şirket, tarikat ve hükümetlerin sembollerinden oluşan; siyah ve kırmızı renkli bir arkaplana sahip bir tema.
Tam olarak bir ergenin kalbini küt küt arttıracak bir evren.
Başlığı bile tam bir şahane.
[Kıyametin Kehaneti: Karanlık Keşif Kayıtları]
Ah...
Elimle gözlerimi kapatma isteğine zar zor direndim.
'Neden bunları cidden görmek zorundayım...'
<Karanlık Keşif Kayıtları>
Şimdilerde aşırı ünlü olan bir hayalet hikayesi evreni.
Hani şu insanların katılabileceği ve kendi öykülerini bile oluşturabileceği açık kaynaklı kolektif yazım şeylerinden.
İlk başta ünlü bir korku hikayesinden ortaya çıkmış ve öğrenciler arasında mütevazı denilebilecek bir hızla yayılmaya başlamıştı. Ama daha sonra YouTube algoritmasına takıldı ve birdenbire çılgın bir biçimde viral olmaya başladı.
"《Karanlık》 isimli çeşitli paranormal fenomenleri keşfetme ve de kaydetme" konsepti.
Ve nihayetinde yüzlerce, hatta binlerce korku hikayesinin yer aldığı bağımsız bir wikiye dönüştü; bu hikayelerde benim ilgimi çeken şey oldu.
'...İşte okumak baya kolay çünkü bunlar sadece yazı."
Hem kimse size ofiste yapılan herhangi bir şey normal işten katbekat daha zevkli olduğunu söylemedi mi?
Bu evrene o kadar çekildim ki işin sonucunda kendi korku hikayemi yazıp paylaştım.
İşler nasıl bu raddeye geldi? İşim beni dopaminden mahrum bıraktığı için miydi? İnanın bilmiyorum.
Ama şu 《Karanlık Keşif Kayıtları》na gelecek olursak...
'Bu kadar büyüyebileceğini kim tahmin edebilirdi?'
Artık gençler arasında o kadar popüler oldu ki, YouTube'u domine eden devasa bir marka haline geldi.
Doğal olarak şirketler bu fırsatı kaçırmamak için adeta üstüne atladı.
Bu geçici mağazada bunun bir parçası.
'Hadi ama, wikide bu 15 yaş üstü olarak sınıflandırılmıştı!'
Neden, neden burada bu kadar fazla çocuk var?
Arkadaki fısıldaşmaları duydukça kendimi daha da rahatsız hissetmeye başladım.
"O kesinlikle bir karaborsacı, adım kadar eminim..."
"Hey, bu kadar sert olma. Belki sadece yeğeni veya kuzeni için bir şeyler alıyordur."
Hayır, bunları kendim için alıyorum.
...Dürüst olmak gerekirse, geçen haftada buraya gelmiştim. Ama istediğim ürün o zaman ben alamadan çoktan tükendiği için bugün tekrar geldim...
Sırf bunun için izin bile aldım.
'Geçen hafta etrafta benim yaşlarımda bir kadında vardı.'
Maalesef şu an hafta içinde bir öğleden sonraydı ve bu yüzden buradaki tek yetişkinler çocuklarına eşlik etmek için gelenlerdi. Bu durum yüzünden utançtan adeta ölecektim ama bir biçimde dayandım.
'Neden buna katlanmaya çalıştığımı bile bilmiyorum.'
Her neyse, görevlinin yönlendirmesine uyarak mağazaya giriş yaptım.
Görevlinin bana bir şey dememiş olması beni teselli eden tek şeydi.
"Vay be!"
"Hey, bu gerçekten ona baya benziyor."
Özenle tasarlanması sayesinde adeta tema parkı gibi hissettiren bu geçici mağazayı incelerken ortaokulluların heyecan ve neşe çığlıklarını duyabiliyordum.
Serginin temaları oldukça düşünülerek düzenlenmişti:
[Gündüzdüşü A.Ş.]
[Doğaüstü Felaketleri Yönetme Bürosu]
[Parıltılı Gizemin Kilisesi]
Bu korku evreninde üç büyük güç vardı: şirketler, hükümetler ve dinler. Hepsi bu paranormal fenomenleri gözlemeyi ve kontrol altına almayı deniyorlar... işte kurgumuz bu.
'Başlangıçta sadece hükümetin doğaüstü felaketleri yönetme bürosuyla ilgili hikayeler varken daha fazla insan katıldıkça şimdiki haline dönüştü.'
Her neyse, anlaşıldığı üzere bu geçici mağaza evrenin en ilgi toplayan kısımlarını seçmiş ve burada sunmuştu.
Sadece popüler karakterlere ve korku eşyalarına odaklanmalarından hayranların cüzdanlarını hedef aldıkları belliydi ama ürünlerin kalitesi o kadarda kötü değildi.
'Pekala, bir daha böyle bir yere ne zaman gelebilirim ki zaten...'
Bakışları umursamadan hızlıca istediğim ürünleri elime aldım.
Popüler ürünlerin zaten satılmış olması benim açımdan rahatlatıcıydı, bu sayede al-sat yaptığım hakkında şüphelenen kimse yoktu.
"Aldığınız şeyleri koymak için L-boyut geri dönüştürülebilir bir çanta ister miydiniz efendim? Sadece 5000 won*."
*:güncel kurla 155 lira
"Olur, teşekkürler."
Satın alımı başarıyla tamamladıktan sonra direkt mağazadan ayrılmak yerine bir duraksadım.
Başımı çevirdiğimde kasiyerin yanında bir yerde insanların kuyruk oluşturduğunu gördüm.
[Çark Etkinliği]
Kendi <Karanlık Keşif Kayıtları> Karakterinizi Oluşturun!
Bu şey.
Bunu geçen haftada görmüştüm ama sıraya girmeye cesaret edememiştim.
'Geçici mağazanın yarın sona ereceğini söylemişlerdi.'
Bu toplumsal saygınlığımı bunun için yere atmaya değip değmediğini düşündüğüm aşırı yoğun bir iç çatışma zamanıydı.
Tam o an, vardiyasına o sıra geçen kasiyer kız bana nazikçe gülümseyerek konuşmaya başladı.
"Çark etkinliği bugün bitiyor! Katılmak ister miydiniz?"
"Şey... olur."
Teşekkür ederiim! Cidden, cidden sana çok teşekkür ederim sevgili görevli!
"Mükemmel! Lütfen bu yoldan gelin! Şey, şurada biraz bekleyin..."
Görevli beni hızlıca büyük siyah çarkın önündeki sıraya yöneltti, kendimi doğal olarak sıranın sonunda buldum.
Sıra beklediğimden daha hızlı ilerledi.
Kısa bir bekleyişin ardından en öndeydim; elime telsize benzer, üstünde buton bulunan bir kumanda verdiler.
"Şimdi şanslı çarkı çevirme zamanı! Ne zaman hazır olursanız o zaman çarkı durdurmak için butona basın lütfen."
Biip
Yapay bir ses efektinin duyulmasıyla birlikte çark dönmeye başladı.
Her çark diliminde bir ödül ve de kademe gösteriliyordu.
Burada daha önce aldığım ürünlerden tutun, satışa konulmayan ürünler, hatta ve hatta rastgele Bluetooth kulaklıklar bile vardı.
Tahmin edilebilir şekilde en büyük kısım -7. Kısım- sadece not defteri veriyordu. Muhtemelen alacağım şey buydu.
Ama umrumda değil açıkcası. Ne de olsa az kalsın katılmadan ayrılacaktım.
'Fazla bir şey beklememeliyim.'
Bunu düşünürken görevlinin bana verdiği butona dikkatlice bastım.
Trrrrr... tık
Ama sonrasında siyah çark yavaşlamaya başladı... şaşırtıcı biçimde, tam olarak orada.
O küçük, altın dilimde.
Bu bölüme tepkin neydi?





